BÜYÜ BAHSİ-2 Sihir Muska ve Cinci Medyumlar

Wikipedyadan haberler böyle idi. Yapmam gerekeni biliyordum. Her zaman başvurabildiğim öz kaynak, Allah kelamı Kuran, evet Kurana başvurmam elzemdi. Büyünün Arapçası “sihr” diye geçmekte Kuranda, ve ben de sihr kelimesinden yola çıkarak tüm ayetleri döktüm. Bu dökümü tercümeleriyle birlikte Notlar kısmında veriyorum. 

Her  şeyden önce, Kuranda 28 ayette “sihr” kelimesi geçiyorsa ben sihrin diğer bir deyişle büyünün var olduğuna inanırım. Bakara :102’den büyünün sırlarının iki varlık tarafından saklandığı, bunlardan birinin şeytanlar diğerinin Allahın bilgi verdiği melekler olduğu anlaşılmaktadır.

Konuyu enine boyuna tartışabilmek için Bakara:102’yi bir kere daha buraya kopyalamak isterim:

2:102Süleyman'ın hükümdarlığı hakkında onlar, şeytanların uydurdukları sözlere uydular {Süleyman'ın, büyü yaparak saltanatını kazandığını söyleyen ruhuna şeytan girmiş insanlara uyup, Süleyman'ın büyücü olduğuna inandılar}. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre gitmemişti. Fakat o şeytanlar küfre gittiler: İnsanlara büyü ve Babil'de Harut ve Marut adlı {insan görünümüne bürünmüş} meleklere indirileni öğretiyorlardı. Halbuki onlar: "Biz bir fitneyiz (sizin için bir sınavız), sakın, küfre gitme(yin)!" diyerek uyarmadıkça, kimseye bir şey öğretmiyorlardı. Fakat bunlar, onlardan, erkekle karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Ama, onlar, Allah'ın izni olmadan onunla hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine yarar vereni değil, zarar vereni öğreniyorlardı. Andolsun, onu sat(ıp onunla çıkar sağlay)anın, ahirette bir nasibi olmadığını gayet iyi biliyorlardı. Vicdanlarını sattıkları şey ne kötüdür, keşke (bunu) bilselerdi!

Buradan anlaşıldığına göre, büyü yapan her varlık küfre batmış olmakta yani kafir olmakta yani inkar etmektedir. Burada inkar edilen Allahın varlığı ve birliğidir. Şeytanlar, ki bu kelimenin manasını ileride tartışacağız, insanlara büyüyü ve iki meleğe (Harut, Marut) indirileni öğretiyorlardı. Hem de iki meleğe indirileni de büyü olarak öğretiyorlardı. Halbuki iki meleğin öğrettiği, insanları küfre saplatmadan, inkar etmemelerini uyararak öğrettikleri büyüler idi. İnsanlar, “tamam biz, siz ikinizin bize sınav olarak gönderildiğinizi biliyoruz, hiçbir şekilde Allahın varlığını ve birliğini inkar etmeyiz” diyerek eşlerin arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Onlar bilmiyorlardı ki, bu öğrendikleri, meleklerden gelen bu bilgi, eğer Allahın izni olmaz ise, hiçbir işe yaramaz idi. Bu bilgi ancak bir sınav idi. Ve öğrenmeye çalıştıkları şey kendilerine yarar değil zarar verici şeylerdi.

Diğer taraftan şeytanın öğrettiği bilgiler büyü niteliğindeydi. Fakat bu büyü acaba insana etki eder miydi? Bu aşamada tartışılması gereken budur. Zira bu ayette verilen bilgiye göre biliyoruz ki, meleklerden gelebilecek büyüler sınav niteliğindedir ve hiçbir şekilde –eğer Allahın izni yok ise- insanları etkileyemezler. Ama, buna karşılık, şeytanın öğrettiği bilgiler büyü niteliği taşımaktadırlar ve insanları etkileme yetileri vardır.

Bakın Araf:11-22, Kehf:50, Nas:6 ve Cin:6 ayetleri bizi nasıl uyarmaktadırlar:

7:11Andolsun ki sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da secde ettiler. Ama İblis etmedi, secde edenlerden olmadı o.

7:12Allah buyurdu: "Sana emrettiğimde secde etmeni engelleyen neydi?" İblis dedi: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."

7:13Buyurdu: "O halde in oradan. Senin haddine mi orada büyüklük taslamak! Hadi çık! Sen alçaklardansın."

7:14Dedi: "İnsanların diriltileceği güne kadar bana süre ver."

7:15Buyurdu: "Süre verilenlerdensin."

7:16Dedi: "Beni azdırmana yemin ederim ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerine kurulacağım."

7:17"Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından musallat olacağım. Bir çoklarını şükreder bulamayacaksın."

7:18Allah buyurdu: "Çık oradan, yenik düşmüş ve kovulmuş olarak. Onlardan sana uyan olursa yemin olsun ki, cehennemi tamamen sizden dolduracağım."

7:19"Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun, dilediğiniz yerden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz."

7:20Derken, şeytan, kendilerinden gizlenmiş çirkin yerlerini onlara açmak için ikisine de vesvese verdi. Dedi: "Rabbinizin sizi şu ağaçtan uzak tutması, iki melek olmayasınız yahut ölümsüzler arasına katılmayasınız diyedir."

7:21Ve onlara, "ben size öğüt verenlerdenim" diye yemim de etti.

7:22Nihayet onları kandırarak aşağı çekti. O ikisi ağaçtan tadınca çirkin yerleri kendilerine açıldı. Bahçenin yapraklarından yamalar yapıp üzerlerine örtmeye başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Ben size, şeytan sizin için açık bir düşmandır demedim mi?"

 

18:50Hani, biz, meleklere, "Adem'e secde edin" demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinlerdendi. Kendi Rabbinin emrine ters düştü. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu (cinler) dostlar mı ediniyorsunuz? Hem de onlar sizin düşmanınızken. Zalimler için ne kötü bir değiştirmedir bu!

72:6      "Gerçek şu ki, bazı insanlar bazı cinlere sığınırlardı da bu da onların şımarıklık ve       azgınlığını artırırdı"

114:6(Ki o şeytan) cinlerden de olur, insanlardan da."

Bu ayetlerden, İblisin ateşten yaratılmış bir cin olmasına rağmen, melekler arasında yer almış iken, kovulduğunu, kovulduktan sonra kendisine artık ismiyle değil sıfatı olan “şeytan” kelimesiyle hitap edildiğini, aynı hitabın sadece İblise değil onun tayfası olan cinlere de dendiğini, bu model cinlerin insan nefsine veya bilincine vesvese vermesi, fısıldaması şeklinde oluşan etki sonucunda insanların cinlere sığınmaları şeklinden, “şeytan”ın insanlardan da oluşabileceğini görmekteyiz. Dikkat etmemiz gereken diğer bir şey de İblisin şeytan sıfatı altında eylem yeri melakut alemi olduğudur. Dünyada ise şeytan sıfatını kullanan artık İblis değil cinlerden veya insanlardan oluşan varlıklardır. Nedendir bilinmez, ya tenezzül etmediğindendir veya cinni yapısının yanı sıra meleki yapıya da sahip olan İblisin yeryüzüne inmesi çok meşekkatli olduğundandır. Velhasılı, dünya şeytan İblisin eylem alanı değildir.

Şeytan, İblise ve tayfası cinlere ve bu tayfa cinlerin insan benliklerine sızması sonucu, insanlarin cin sızmış olanlarına edilen hitap şekli, bir sıfattır. Şu yukarıdaki Araf:11-22 ayetleriyle aşağıdaki ayetler, İblisin nasıl süre tanınmış ve izin verilmişlerden olduğunu anlatan ayetlerdir:

38:71 Hani Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım."

38:72 "Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin."

38:73 Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde etmişlerdi.

38:74 İblis etmemişti. O, kibre sapmış ve inkârcılardan olmuştu.

38:75 Allah dedi: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan neydi?          Burnu büyüklük mü ettin, yoksa yücelenlerden mi oldun?"

38:76 İblis dedi: "Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."

38:77 Buyurdu: "Hadi, çık oradan! Sen kovulmuş birisin."

38:78 "Din gününe kadar lanetim üzerindedir."

38:79 Dedi: "Rabbim, o halde insanların diriltileceği güne kadar bana süre ver."

38:80 Buyurdu: "Peki, süre verilenlerdensin."

38:81 "O bilinen güne kadar."

38:82 Dedi: "Kudret ve şerefine and olsun ki, onların tümünü azdıracağım."

38:83 "İçlerinden sadece ihlaslı, seçkin kullar dışta kalacaktır."

38:84 Buyurdu: "İşte bu doğru! Ben de yalnız doğruyu söylerim."

38:85 "Gerçek şu ki, ben cehennemi seninle ve onlardan sana uyanlarla tamamen dolduracağım."

Bu senaryo Allah tarafından bilinçli olarak yazılmıştır. İyilik karşısında kötülüğü üstlenen İblistir.

Rahman sıfatını üstlenip insanlara aktaran varlık olarak melekleri alırsak, diyebiliriz ki her insanın içerinde bir meleği vardır. Buna gözetici ve koruyucu melek adı verilmiştir:

 

6:61       Kulları üzerinde egemenlik sahibi Kaahir'dir O. Üzerinize koruyucu melekler gönderir. Nihayet ölüm birinize geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirirler. Ne vaktinden önce iş yaparlar onlar ne de vaktinden sonra.

86:4        Hiçbir benlik yoktur ki, üzerinde bir koruyucu/bir bekçi bulunmasın.

82:10     Ve şu kuşkusuz ki, sizin üzerinizde koruyucular bekçiler var.

 

·   Bundan böyle bu koruyucu meleğe, sempatik olması açısından Melo diyoruz.

·   Simetri teorisi ve Allahın her şeyi (zıt) çiftler şeklinde yaratması bağlamında, her insanın bir de şeytanı olmakta. İblisin kötülük sıfatını üstlenip izin verilenlerden olduğu için, insanlar üzerinde etki uygulama hakkına sahip olan şeytana da bundan böyle Şeto diyoruz.

·   Bu Melo-Şeto ikilisi daimi nispette iç benliğimizde çatışma halindedirler.

·   Bu çatışma sahasına da Nefs diyoruz.

·   Hayatın her anında Nefsimizde hangi Melo-Şeto enerjisi galip gelmiş ise ona boyun eğmekteyiz.

·   Nefsimizdeki Meloya Allahın bizlere bahşetmiş olduğu İrade yardım etmekte.

·   Fakat bu irademiz ancak olgunlaştığında Meloya yardım edebilme gücüne erişiyor.

·   Bu irade Allahtan bir Ruh şeklinde, Allahtan bir parça olarak her insana üfürülüyor.

·   Şetoya yardım bizatihi İblis tarafından yapılıyor.

·   Yukarıda söylemiştik, Şeto hem cinlerden olabiliyor hem de insanlardanolabiliyor (114:6-(Ki o şeytan) cinlerden de olur, insanlardan da." ).  

 

Gelelim büyüye:

Büyü Allahın izni ile yapıldığında izin veriliyor. Çünkü “büyü” kelimesinin geçtiği ayetlerden de görüldüğü üzere, bu izinli büyü belli bir amaç için yapılıyor, bir mucize ortaya konuyor. Bu mucizeyi aslında Allah istediği için izin verilen mahluk yapabiliyor, yani aslında büyüyü Allah yapıyor. Bu eylemi Allah, mahlukun benliğinde, nefsinde bulunan Melo vasıtasıyla mahluka yaptırabiliyor. Bütün bu çeşit büyülerin bir sınav olduğu ayette ifade ediliyordu (2:102).

Bir de karşı tarafın büyüsü var. Yani İblisin büyüsü. Ona din gününe kadar her izin verildi. İblis de büyüsünü her benlikte (nefsde) bulunan Şeto vasıtasıyla eylem haline geçirebilmekte. Firavunun büyücüleri asalarını yere atıyorlar ve asa yılan haline dönüşüyor. Mekanizma şöyle çalışmakta. Aslında ortada yılana dönüşen asa filan yok. Ama firavunun büyücüsünün benliğinde bulunan Şeto, Musa ve etrafında bulunan insanların benliklerinde bulunan Şetolarla ilişkiye geçiyorlar, o Şetolar bulundukları benliğe vesvese veriyorlar. Bu sayede Musa ve etrafındakiler, yerdeki asayı yılanmış gibi görüyorlar. Yani olay özbenliğin, zihnin bir şekilde etki altına alınması. Olayın sonunda “eğitilmiş” irade kazanıyor, bu da Allahın, Melosu vasıtasıyla yardım ettiği Musa oluyor. Musa’nın asasını yılanmış gibi görenler ise hem firavun ve büyücüleri, hem de Musa’nın yanındakiler. Yılanmış gibi gösteren ise, Allahın izniyle Musa’nın Melosunun Firavun ve büyücülerinin benliklerinde bulunan Meloların etki altına alınmasıdır. Çünkü burada etki altına giren unsurun Melo olmasının sebebi, büyünün Allah tarafından izin verilerek ortaya sınav şeklinde konmasıdır.

Büyü bilinci, benliği etki altına almanın en uç safhasıdır. Kötü eylemlerin hepsi, insana kendi benliklerinde bulunan Şetolarının vesvese vermesi, fısıldaması şeklinde yaptırılmaktadır. Fısıldamanın hemen ardından, benliklerde, bilinçte yani “nefs” arenasında, iki unsur mücadeleye girerler: Melo ve Şeto.

Meloya yardım eden “irade” eğer yeterince gelişmiş ve eğitilmiş bir iradeyse,İblisin desteklediği Şetoyu yenecek ve ona üstün gelecektir(38:83"İçlerinden sadece ihlaslı, seçkin kullar dışta kalacaktır.").

Eğer yeterince eğitilmemiş bir irade ise Melosuna yardım eden, bu sefer Şeto karşısında başarısızlığa uğramış olacak ve böylece “kötü” işe meyletmiş duruma düşecektir(38:85  "Gerçek şu ki, ben cehennemi seninle ve onlardan sana uyanlarla tamamen dolduracağım.)"

 

Şimdi büyüyü yapanın Şeto olduğunu biliyoruz. Bu Şeto size insan formunda gözükecektir. Başka türlüsü olamaz. Veya sizin kendi Şetonuz size başka Şetoların isteği doğrultusunda büyü yapacaktır. Nihayetinde büyüyü yapan bir Şetodur.

Şeto büyüsü veya telkinine maruz kalmış insanlar ne yapmalıdırlar? Büyüyü bozmak için bir medyuma mı gitmeliler? Bakın Kuran bu konu için ne öneriyor:

3:175    İşte size şeytan. O yalnız kendi dostlarını korkutur. Eğer inananlarsanız onlardan korkmayın, benden korkun.

16:99   Şu bir gerçek ki şeytanın elinde, iman edip yalnız Rablerine dayananlara hiçbir gücü yoktur.

16:100 Onun gücü, sadece onu dost edinenlerle Allah'a ortak koşanlar üstündedir.

41:36    Eğer şeytandan kötü bir dürtü seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın! Çünkü en iyi işiten O'dur, en iyi bilen O...

43:36    Kim Rahman'ın Zikri'ni/Kuran’ı görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur

58:10    Komplo toplantıları şeytandandır. Bu yolla inananları incitmek ister. Oysa ALLAH'ın izni olmadan onlara hiçbir zarar veremez. İnananlar ALLAH'a güvensinler.

 

Buradan anlaşılan odur ki, büyüye veya telkine maruz kalan insanlar hemen Allaha sığınacaklardır. İman edip yalnız Rablerine dayananlara Şetonun yaptığı büyünün hiçbir gücü hiçbir tesiri yoktur.

 

Eğer size büyü yapılmış ve siz Allaha sığınmıyanlardan iseniz, zaten siz de Şetonun tayfası olmuşsunuz demektir. Büyüden yani Şetonun telkininden Allaha değil de bir medyuma sığınmakta iseniz, durum daha da vahimdir. Çünkü siz o zaman şirk koşmakla meşgulsünüz demektir.

4:48 Şu bir gerçek ki, Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, onun dışında kalanı dilediği kişi için affeder. Allah şirk koşan, gerçekten büyük bir günah işlemiştir.

 

Allahtan dileyeceğinize, medyumdan medet ummak şirkten başka bir şey değildir. Hadi bir adım ileri gittiniz ve medyum size muska yazdı, bu durum şirkin dik alasıdır. Bu sefer de medyumdan değil, üçgen şeklinde katlanmış bir kâğıt parçası ve 5mg’lık mürekkepten medet umuyorsunuz demektir.

 

Medyum cinleri filan kullanamaz, cinler İblisin tayfalarıdır. Medyum insandan bir Şetodur aslında, ve eğer bir şekilde kendisine gelen insanı etkilemekteyse, bu durum, biliniz ki Şetonun daha akıllıca yönlendirdiği bir başka oyunudur. Senaryo şudur:

Medyuma gidersiniz, medyumun Şetosu sizin Şetonuzu etkileyerek, size etkiyen büyüyü bozar. İşte o an medyuma bağlanır ve onun her dediğini yapmaya başlarsınız. Şeto oyununu oynamaktadır. Başka büyü mü, başka telkin mi yoktur? Elbette vardır, siz zaten Allaha değil de medyuma sığınarak Şetonun tayfası zaten olmuşsunuzdur. Şimdi Medyum Efendiyi arkadaşlarınıza tavsiye etmektesinizdir. Şeto hedefe varacaktır, çünkü o İblis sıfatıyla Allahın huzurunda yemin etmiştir:

38:82 (Şeytan) Dedi: "Kudret ve şerefine and olsun ki, onların tümünü azdıracağım."

38:83 "İçlerinden sadece ihlaslı, seçkin kullar dışta kalacaktır."

Artık “onların tümü” azma yoluna girmektedir. Ne kadar güzel bir strateji değil mi?

Bu arada medyum da nihayetinde bir insandır, ama öyle bir şekilde Şetonun etkisi altındadır ki :

7:30 Bir kısmını iyiye ve güzele kılavuzladı, bir kısmının üzerine de sapıklık hak oldu. Onlar, Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Bir de kendilerinin hidayet üzere olduklarını sanırlar.

Medyumlar ayette de söylendiği gibi, Şetonun yani İblisin tayfası olduklarının farkında bile değillerdir.

Efendim medyumlar şeytan cinlerle değil, iyi cinlerle ilişkidelermiş. Cinlerin yer yüzüne inmeleri yasaklanmıştır, bakın Cin:8-9 cinlerin göklerden yeryüzüne inememelerinin sebebini nasıl açıklar:

72:8 "Biz göğe gerçekten dokunduk da onu titiz ve güçlü bekçilerle ve kayıp giden ışınlarla/alevlerle doldurulmuş bulduk."

72:9 "Biz eskiden,onun,dinlemek için oturulan yerlerinde otururduk.Ama şu anda kim dinlemeye kalksa kendisini gözetleyen bir alev/ışık bulur."

 

Bu inemeyen cinler mümin olan cinlerdir. Şeytan cinler ise İblisin tayfası olarak ve İblisin de kendisine izin verilmiş olması hasebiyle yeryüzüne iner ve benliklere, nefse yerleşebilirler. Onlar birer Şetodurlar artık.

 

Denilecek şey odur ki:

Medyum şarlatanlıktan başka bir şey yapmaz.

Medyum artık ŞETO’dur

 

 

Medyumlardan da Şetolardan da Allaha sığınmaktan başka çıkar yol yoktur.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !