« Önceki | Sonraki »

Pazar, Eylül 28, 2008

RAMAZAN ORUCU

5 Ekim 2007, Cuma günü ORUÇ ve RAMAZAN ORUCU adı altında yine bu platformda bir makale yayınlamıştım.

Bu sene de 19 Eylül 2008, Cuma günü “Ramazan Orucu” ibadetini yapmaya başladık. Aynı zamanda işi gücü de bırakıp yazılarımıza yöneldik ve gördük ki geçen sene kaleme aldığımız makalede bir takım boşluklar bırakmışız. Fırsattan istifade deyip bu sene bu boşlukları tamamlamayı, tam da “Ramazan Trantinası”na erişmişken, deneyelim dedik.

Ramazan orucuna değinmeden önce “oruç” kelimesinin etimolojisini gözler önüne sermekte fayda vardır diye düşünüyorum.

Oruç kelimesi Farsçadan dilimize geçmiş.

Farsçada, günlük manasına gelen rûze kelimesinin Türkçeleşmiş şekli. Arapçası “savm” ve “sıyâm”dır. Savm kelimesi Arapçada "bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek" anlamında kullanılmakta.

Bakara:187’den anlaşıldığına göre ise, oruç, imsak vaktinden iftar vaktine kadar, bir ibadet amacı güderek ve bilinçli olarak, yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir.

2:187 ……………………………… Tan yerinin beyaz ipliği siyah ipliğinden sizce seçilinceye kadar yiyin için; sonra da orucu gece oluncaya değin tamamlayın. Mescitlerde itikâfta bulunduğunuz sırada kadınlarla cinsel temas kurmayın. İşte bunlar Allah'ın yasaklarıdır, bunlara yaklaşmayın. Allah, ayetlerini insanlara işte böyle açıklar ki korunabilsinler.

 

İmsak, Arapçada, m-s-k kökünden gelip,"bir şeyden el çekme, perhiz yapma, kendini tutma, kendini engelleme" manalarına gelen bir kelimedir. Zaten orucun temel unsuru da bu anlamdır. İmsak vakti tabiri, oruç yasaklarından yani yemeden içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durma vaktinin başlangıcı anlamında kullanılır.

Yine Bakara:187’den, imsak vaktinin, tan yerinin ağarması vakti olup, sahurun sona erip orucun başlaması anı olduğu anlaşılmakta.

İftar vakti ise, oruç yasaklarının sona erdiği vakit anlamında olup, gecenin gelme vaktidir.

Kuran’da iki cins oruç bulunmaktadır. Bunlar 1- Ramazan orucu 2- Kefaret orucu.

Kuran’ın beyanlarından anlaşılır ki, orucun farz olanı sadece Ramazan orucu değildir. Kazaya bırakılan Ramazan oruçlarıyla, kefaret olarak tutulması gereken oruçlar da farzdırlar.

Bakara:183’de ve takip eden ayetlerde bakın nasıl oruç açıklanmıştır:

 

2:183 Ey inananlar! Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.

 

Burada neden inananlardan öncekiler üzerine yazılı olduğu gibi, inananlar üzerine de yazılmıştır denmektedir? Kuran ayetlerinden bilinir ki, kötülüğe olan hırslar, oruçla sakinleştirilir. Oruç, bütün gün yiyecek, içecek ve cinsî münasebet gibi isteklerden nefsi alıkoymaktan oluşan bir mücadeledir. Aç kalmaktan doğan özlenen lezzetleri tattıran, iradenin kıymetini gösteren ilginç bir egzersiz şeklidir oruç. Fakat oruç, insanın nefsine, ilâhî emirlerin en zoru, en meşakkatlisi olarak görünür.

Sizden öncekilere yazıldığı gibi sizin üzerinize de oruç yazıldı söylemi, oruç meşakkatinin sadece size yüklendiğini zannedip de gocunmayınız demek içindir.

 

Bu sayede korunmanız umulmaktadır cümlesine gelinince, oruç sayesinde nefse ve şehvete hâkim olma alışkanlığını elde ederek günahlardan, tehlikelerden sakınıp takva mertebesine erebilme beklendiğinden, leziz bir lisanla “korunmanız umulmaktadır” denmektedir.

 


2:184
Sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta olur veya yolculuk halinde bulunursa tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar. Oruca zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır. Kim bir mecburiyeti olmaksızın içinden gelerek iyilik yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.

 

Bu ayette, orucun sayılı günlerde olduğu belirtilmiştir. Sayılı günler oruçları Kuranda bellidirler. 

Güz Yağmurları (Ramazan) orucu otuz gündür (trantina) (2:185)

Hac veya ümreye engellenip de sonradan güvene kavuşup hacca kadar kolayına gelen hediyeyi yapamaz ise oruç tutacaktır. Toplam 10 gündür (2:196)

Yanlışlıkla bir mümin öldürüldüğünde diyet karşılığı tutulan oruç. Kesintisiz 2 aydır (4:92)

Bilinçli olarak yok yere edilen yeminin kefareti olarak oruç. Toplam 3 gündür (5:89)

İhramdayken avlanıldığında kefaret olarak oruç. Süresi avlanana bırakılmıştır. (5:95)

Kadınlarına zıhar edip sonradan sözünden dönenlerin azad imkanları yok ise, ilişkiye girmeden önce tuttuğu oruç. Kesintisiz 2 aydır(şekli tartışmalıdır). (58:4)

 

Oruca zorlukla dayanılıyorsa, bir yoksulu doyuracak kadar fidye verilmelidir denerek, kolaylık prensibi burada da ön plana çıkarılmıştır. Buna rağmen oruç tutmanın beşer için daha hayırlı bir eylem olduğuna da dikkat çekilmiştir.

 

Bu makalede bizi asıl ilgilendiren, GüzYağmurları orucu olduğundan, GüzYağmurları orucunu işleyen ayetleri irdelemek üzere hemen aşağıdaki ayetin analizini yapmaya çalışalım.


2:185 Güz yağmurları(ramazan) trantinası (otuzluğu) o trantinadır ki; insanlara kılavuz olan(hidayet), bu rehberliğin apaçık belgelerini taşıyan(beyyinat), iyiyi(hakkı) kötüden(batıldan) ayıran(furkân) Kuran, işte o trantinada indirilmiştir. O halde bu trantinaya ulaşanınız onu oruç tutarak geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık ister; O sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allah'ı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır.(Y.M.)

2:185-TL-Şehru ramedanellezı ünzile fıhil kur'anü hüdel lin nasi ve beyyinatim minel hüda vel fürkan fe men şehide minkümüş şehra felyesumh ve em kane merıdan ev ala seferin fe ıddetüm min eyyamin uhar yürıdüllahü biküml yüsra ve la yürıdu bi külüm usr ve li tükmilül ıddete ve li tükebbirullahe ala ma hedaküm ve lealleküm eşkürun

 

Ayette çok açık bir tavsiye bulunmaktadır. Kuranın indirildiği trantina olan GüzYağmurları trantinasına kim ulaşırsa, onu oruçlu geçirmesi tavsiyesidir bu tavsiye. O trantinaya ulaşan kişi eğer hastaysa, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutacaktır. Akla hemen şu soru gelmektedir. Hasta kişi madem ki oruç tutmamaktadır, o zaman zarfında ne yapmaktadır? Oturup dinlenmektedir, çünkü kişi hastadır. Güçten düşmüştür. Mikroplara karşı bir mücadele vermektedir. Bu yüzden bitkindir, dinlenmektedir.

O trantinaya ulaşan kişi eğer yolculuk halindeyse yine tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutacaktır. Yolculuk halindeki kişi madem oruç tutmamaktadır, bu zaman zarfında ne yapmaktadır? Tabii ki yolculuk yapmaktadır. Beden yorgundur. Yolculuk sebebiyle normalden daha fazla enerji harcamaktadır. Dolayısıyla besine, suya ihtiyacı vardır. İslam kula taşınabilecekten fazla yük yüklemezdir.

Bu durumların hiçbiri meydana gelmez ise, kişi trantinayı ORUÇLU halde geçirecektir. Başka? Mesela seyahat edebilir mi? Hayır edemez, çünkü enerji harcayacaktır, susayacaktır, onun için oruçluyken bunu yapmamalıdır. Misal, hastalanırsa? Bilmelidir ki beden aşırı derecede mücadele vereceğinden besine ve suya ihtiyacı olacaktır. Dolayısıyla oruçluyken hastalanılırsa, oruç hali hemen terk edilmelidir. Emanet edilmiş bedene eziyet edilmemelidir.

Peki, oruçluyken kişi çalışabilir mi? Hayır çalışmamalıdır. Çünkü bir kere ayet trantinayı oruç tutarak geçirin demektedir. Çalışılması gerekseydi, ayet çalışarak geçirin diyecekti. Hem çalışıp hem oruç tutarak geçirilmesi gerekseydi, ayet hem çalışın hem oruç tutun diyecekti. İki, oruçluyken çalışarak bedene fazladan yük yüklemek hem ona zulmetmekle birdir hem de Allah bizler için kolaylık istemektedir, zorluk istememektedir (aynı ayet). Üç, oruç bir nefs sınavıdır. Ayette,  “Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır” denilmektedir. Ne için şükredilecektir? Şükredilmesi gereken şey, Allahın bizler için karşılıksız sunduğu rızıklardır. Bir takım hırslardan arınıp, çok para kazanmayı en azından bir ay müddetince bırakıp, yiyeceklerden yani nimetlerden oruç adayıp, karşılıksız rızıklanacağımızın bilincinde olarak, çalışmadan, para kazanmadan bu gerçeğin farkına varma sınavıdır bu sınav. Hangi gerçeğin? KARŞILIKSIZ RIZK, KARŞILIKSIZ NİMET gerçeğinin.

 

Ama ne yazık ki bu gerçeğin farkında değiliz. Her beden rızkıyla beraber doğmaktadır. Evet, beşerin çalışması çabalaması, her gün yeni bir oluş içerisinde bulunması, tekâmül edebilmesi için kaçınılmaz bedensel bir ameldir, iştir. Fakat hırslarımıza kapılmamamız gerekmekte olduğu gerçeğini genelde göremeyiz. Beş kuruş bile para kazanmasak, aç kalmayacağımızın bilincinde değilizdir. Denemesi bedavadır, parasızlıktan dolayı, açlıktan ve susuzluktan ölmezsiniz. Size rızkınız sürekli verilmektedir. Allah'a iftira ederek, Allah'ın kendilerine verdiği rızkları haramlaştıranlar elbette buna müstesnadır.

“İlimsizlik yüzünden öz evlatlarını beyinsizce katledenler, Allah'a iftira ederek, Allah'ın kendilerine verdiği rızıkları haramlaştıranlar hüsrana uğramışlardır, sapıtmışlardır; hiçbir zaman doğruyu ve güzeli bulamazlar.” (6:140).

 

İşte bu aşamada GüzYağmurları orucu, her türlü rızıktan, her türlü nimetten, belli bir süre için bedeni men ederek, benliğimize bu karşılıksız verilenin farkına varmamızı sağlar. İftar vakti gelince, Allahın bizden umduğu şükrü, teşekkürü yapar ve ağzımıza, çalışıp para kazanmamış olmamamıza rağmen soframızda bulunan o rızkı atarız, o bir bardak suyu içeriz. Bu bir ritüeldir, bunları yaparken tüm yukarıda anlatılanları idrak etmemiz umulmakta, bizi doğru yola kılavuzladığı için O’na olan teslimiyetimizin bir ifadesi olarak kendisini yüceltmemiz istenmektedir:  “Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allah'ı yüceltmenizi ister.”(2:185)

 

Artık oruç açılmıştır,  kısıtlandığımız nimetlerden tan yeri ağarıncaya kadar yenecek, içilecektir.


2:187-YNÖ-Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılınmıştır. Onlar sizin için giysidir, siz de onlar için giysisiniz. Allah sizin öz benliklerinize yazık etmekte olduğunuzu bilmiş, tövbelerinizi kabul edip sizi affetmiştir. Artık şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdığı şeyi arayın. Tan yerinin beyaz ipliği siyah ipliğinden sizce seçilinceye kadar yiyin için; sonra da orucu gece oluncaya değin tamamlayın. Mescitlerde itikâfta bulunduğunuz sırada kadınlarla cinsel temas kurmayın. İşte bunlar Allah'ın yasaklarıdır, bunlara yaklaşmayın. Allah, ayetlerini insanlara işte böyle açıklar ki korunabilsinler.

2:187-TL-Ühılle leküm leyletes sıyamir rafesü ila nisaiküm hünne libasül leküm ve entüm libasül lehünn alimellahü enneküm küntüm tahtaune enfüseküm fe tabe aleyküm ve afa anküm fel anebaşiruhünne vevteğu ma ketebellahü leküm ve külu veşrabu hatta yetebeyyene lekümül hüytul ebyadu minel haytıl esvedi minel fecri sümme etimmüs sıyame ilel leyl ve la tübaşiruhünne ve entüm akifune fil mesacid tilke hududüllahi fe la takrabuha kezalike yübeyyinüllahü ayatihı lin nasi leallehüm yettekun.

Şimdi burada dikkat: Oruç gecesi eşlerinize(zevceiküm) değil, kadınlarınıza (nisaiküm) yaklaşmanız size helal kılınmıştır denmektedir. Demek ki hitabın hedefi yine değişmiş ve erkeğe yönelmiştir. Erkeğin başını derde sokan şehvetlerin birincisi mideyi doldurmak iken ikincisi de cinsellik şehvetidir. Erkek ne yazık ki bu iki hususta aşağılık yaratılmıştır. Hem de o kadar aşağılık yaratılmıştır ki, mescitlerde, ibadet yerlerinde, Allah’ıyla baş başa olup itikâf (kulun kendine ait olan bir zaman parçasını, kendi benliğini keşfetmek için, yalnız kalabileceği kapalı bir mekanda (mescit, mağra v.s.) Allah’a tahsis etmek demektir)  halindeyken bile, kadınlarla cinsel ilişki kurma hayâsızlığını gösterebilmiştir. Ama doğru yola iletilen erkek, nefsine hâkim olmaya çalışmış ve bu hususta Yaratanına tövbe etmiştir. Tövbesi de kabul görmüştür. Allah onları affetmiştir. Artık o kadınına yaklaşabilirdir ve onlar hep beraber tan yeri ağarıncaya kadar yiyip içebilirlerdir.

 

2:185 ……………O halde bu trantinaya ulaşanınız onu oruç tutarak geçirsin. ……..

Bu emirden kasıt,

1-    ramazanda (güzyağmurları mevsimi) bir ay oruç tutulmalıdır ama çalışılmamalıdır,

2-    Eğer çalışmak gerekiyor ise, oruç tutulmamalı ama her günün fidyesi aksatılmadan verilmelidir, 

olduğunu düşünmekteyimdir.

 

RAMAZAN ORUCU İŞTE BÖYLE BİR ORUÇ ŞEKLİDİR

 

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: Kerim Sevaloğlu | Tarih: 2009-08-21 16:24:11
    Konu: Güzel Yazınız
    Beyefendi, oldukça detaylı ve açıklayıcı bir makale yazmışsınız. Eğer okuyan anlamak içim okuyorsa alacağı çok şey var elbet. Ancak ben size bu yazının daha kısa, öz ve net bir suretini tekrar yazmanızı ve bu tarihlerde burada yayımlamanızı öneririm. Önemli bir mevzuu ve bu şekilde daha fazla salih amel yansıması sağlayacaktır. Saygılar sunuyorum. Kerim Sevaloğlu, Antakya.

    Bağlantı »